15 TEMMUZ post authorAdmin 15 Temmuz 2019

“15 Temmuz Demokrasi Ve Milli Birlik Günü” Kutlama Programı


“15 Temmuz Demokrasi Ve Milli Birlik Günü” Kutlama Programı

Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumunda; "15 temmuz demokrasi ve milli birlik günü anma etkinlikleri" 12 temmuz ve 16 temmuz 2019 tarihlerinde iki gün olarak düzenlenen programlarla kutlandı.

12 Temmuz tarihindeki kutlamada konuşan kurum öğretmeni Recep Güngör “15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsü, tarihimizdeki diğer darbe teşebbüslerinden çok farklıdır. Evvela önceki darbelerden farklı olarak; Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yuvalanmış olan bir grup hain terörist, halka ateş açtılar; darbeye direnen 248 kişi şehit düştü, 2196 kişi yaralandı. Başta meclis olmak üzere kamu binaları bombalandı. Özellikle Meclis’in bombalanmasının anlamı daha da vahimdir: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın medyadan halkı direnişe çağırmasının akabinde aziz milletimizin ve kahraman güvenlik güçlerimizin sokaklara ve yollara çıkarak karşı koymaları sonucunda hainler hezimete uğratılmıştır” dedi. Ayrıca Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) tarafından hazırlanan “İşgal Girişiminden Dirilişe 15 Temmuz'un Anatomisi” isimli belgeselin sunumu yapıldı, Yaklaşık 900 hükümlüye kek ve meyve suyu ikramlarında bulunuldu 16 Temmuz tarihinde Yenimahalle İlçe Müftülüğü temsilcileri işbirliğinde ve İl Müftülüğü temsilcisi kurum vaizi Serdar Akçay’ın da bulunduğu bir program daha tertip edildi.

Bu programda; tüm şehitlerimizin ruhu için Kur’an-ı Kerim okundu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hazırlamış olduğu “15 Temmuz ” adlı video izletildi ve ayrıca Kurum vaizi Serdar Akçay tarafından “15 Temmuz ruhu” konulu slayt vaaz sunumu yapıldı. Her iki programa yaklaşık 500 hükümlü katıldı. Program akabinde hükümlü ve tutuklulara dondurma ikramı yapıldı.

Programa Kurum Müdürü Orhan Yalçın, Kurum ikinci müdürü Özgül Diler ve diğer kurum personeli katıldı.

Aziz milletimizin ve kahraman güvenlik güçlerimizin hain darbe girişimi karşısında gösterdiği onurlu duruşun, hainlerin yenilgiye uğratılmasının ve demokrasi zaferinin üçüncü yıl dönümü sebebiyle tüm yurtta olduğu gibi şehitlerimizin yad edilmesi, gazilerimize minnet ve şükranların sunulması, milletimizin demokrasiye olan inancı ve bağlılığının gelecek nesillerimize aktarılması için,

Elbette millet iradesini hedef alan bütün darbeler kötüdür ama bizim tarihimizde namlusunu doğrudan millete çeviren ilk ve tek darbe girişimi olan 15 Temmuz, bu bakımdan, maruz kaldığımız darbelerin en kötüsü, en iğrenci, en menfuru. Bu yönüyle milletin bütünü tarafından anında reddedilen, lanetlenen bir girişim…

Siyasi tarihimizdeki belirli ayrışmalar ve toplumdaki kutuplaşmalar yüzünden ne yazık ki 27 Mayıs’ı veya 12 Eylül’ü destekleyen veya hiç olmazsa hoş gören kitleler oldu ama 15 Temmuz’a iyi gözle bakan tek bir vatandaşımız bile olmadı. O gece sokaklara, meydanlara çıkan yüzbinler içinde de her siyasi görüşten insan vardı. İhanet çetesinin devletin uçaklarını kullanarak üzerine bomba yağdırdığı “Gazi Meclis”te darbeye karşı direnen milletvekillerimiz arasında da her partinin temsilcisi vardı.

15 Temmuz darbe girişiminin “Türk milletinin topyekûn direnişi sayesinde bertaraf edildiğini” boşuna söylemiyor

15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsü, tarihimizdeki diğer darbe teşebbüslerinden çok farklıdır. Evvela önceki darbelerden farklı olarak halka ateş açtılar; darbeye direnen 248 kişi şehit düştü, 2196 kişi yaralandı.

Başta Meclis olmak üzere kamu binaları bombalandı. Özellikle Meclis’in bombalanmasının anlamı daha bir vahimdir.

O gelişmeler sayesindedir ki, tarihimizde ilk defa olarak 15 Temmuz darbesi topyekûn bir direnişle karşılaştı. Bütün partiler, Emniyet kuvvetleri, ordunun ana gövdesi ve sağlı, sollu bütün sivil kesimler darbeye karşı çıktı, hainane teşebbüsü püskürttü.

Darbeye geçit vermeyen bu Türkiye tablosunda şunu düşünmek gerekir: Ülke şartlarından bu kadar habersiz ve kimsenin şüphelenmeyeceği kadar gizli bir örgütlenme nasıl olmuştu?

Bu sorunun iki cevap anahtarı var: Bir “körü körüne bağlılık”, iki “gizlilik.”

‘DEVLETİ ELE GEÇİRMEK’

Dıştan bakıldığında eğitime önem veren, fakir aile çocuklarının okuyarak yükselmesini sağlayan, Türk kültürünü yayan medeni bir İslami hareket gibi gözüküyordu. İslam adına bazı örgütlerin kanlı katliamlara, ham softa kaba yobaz davranışlara yöneldiği bir zaman diliminde, toplumsal enerjinin eğitime yönelmesi çok iyi sonuçlar doğurabilirdi...

Dün “mankurt darbesi” teşebbüsünün üçüncü yıl dönümü idi…

15 Temmuz 2016’da milletçe büyük bir varta atlattık. Millet devletine sahip çıktı, “bu topraklarda hür irademizle varolmaya devam edeceğiz!” dedi, darbecilerin eli böğründe kaldı.

Bu darbeyi başından itibaren “Mankurt darbesi” olarak nitelendirdik. “Mankurtlaşma” kavramı büyük Kırgız yazarı Cengiz Aytmatov’un zihin dünyamıza armağanı. Bizim gibi toplumlar “mankurtlaşma” kavramını iyi bilmek mecburiyetinde.

Olumsuzluklardan da olumlu sonuçlar çıkabilir. Bu topraklarda her ne olursa olsun itaatle değil, hür irademizle var olabileceğimizi göstermesi 15 Temmuz’un en önemli sonucudur.



“15 Temmuz Demokrasi Ve Milli Birlik Günü” Kutlama Programı